Günlük hayatta özgür olduğumuz yanılgısına kapılmak kolaydır. Ancak özgürlük, yalnızca istediğimiz gibi konuşmak ya da bir yere gidip gelebilmek değildir. Özgürlük, bireyin kendi geleceğini şekillendirme gücüne sahip olmasıdır. Eğer alınan kararlar bireyin rızası dışında belirleniyorsa, orada tam anlamıyla özgürlükten söz edilemez. Bunu anlamak ve değiştirmek, yöneticilerin de yurttaşların da ortak sorumluluğudur.
Bu ülkenin geleceği gençlerin elindedir, ancak bu geleceğin sağlam temellere oturması için hakların bilincinde olmak gerekir. Hak, talep edilmezse unutulmaya mahkûmdur; adalet, sadece güçlülerin çıkarına işliyorsa gerçek adalet değildir. Gençlerin sosyal medya tepkileriyle yetinmeyip hukukun üstünlüğünü savunması, adil bir düzenin inşasında hayati bir adımdır. Bugün ihmal edilen her hak, yarının güvencesizliğini doğurur.
Toplumu siyasetin gündemine hapsetmek, bireylerin yaşam kalitesini geri plana atmak demektir. Oysa bir toplumun refah seviyesi ne kadar tartıştığıyla değil, ne kadar ürettiği, geliştirdiği ve sanatla, bilimle ne kadar iç içe olduğu ile ölçülmelidir. Gerçek kalkınma, yalnızca ekonomik verilerle değil; kaliteli eğitim, temiz çevre ve özgür düşünce ortamıyla sağlanır. Kendi yaşamını iyileştirmeye odaklanan bir toplum, değişimi başlatan toplumdur. Bunun için yalnızca popüler tartışmalara değil, köklü çözümlere odaklanmak gerekir.
Adalet, yalnızca bir kavram değil, bir yaşam biçimi olmalıdır. Hukukun üstünlüğü, güçlülerin değil, toplumun tamamının güvencesi olduğunda anlam taşır. Hukukun eşit uygulanmadığı bir yerde, kaos ve güvensizlik büyür. Bu nedenle bireyler, adaleti yalnızca kendi çıkarları için değil, toplumun bütünü için talep etmelidir. Eğer bugün başkasına yapılan bir haksızlık görmezden gelinirse, yarın o haksızlık herkesin kapısını çalabilir.
Doğaya, hayvanlara ve çevreye duyarlı bir toplum inşa etmek, yalnızca vicdani bir sorumluluk değil, aynı zamanda geleceğin teminatıdır. Bir ülkenin medeniyet seviyesi, en güçsüzlerine nasıl davrandığı ile ölçülür. Eğer doğa katlediliyorsa, hayvan hakları görmezden geliniyorsa, bu sadece bir ekolojik kriz değil, insanlığın geleceğine yönelik bir tehdittir. Çevreyi korumak bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bunu görmezden gelmek, gelecek nesillere yaşanmaz bir dünya bırakmak anlamına gelir.
Türkiye, jeopolitik ve doğal kaynaklar açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin doğru kullanılması, günü kurtarmaya yönelik değil, sürdürülebilir politikalarla mümkündür. Tarım alanlarını, ormanları ve su kaynaklarını hoyratça tüketmek, uzun vadede ekonomik ve sosyal krizleri beraberinde getirir. Kalkınma, yalnızca betonla değil, bilgiyle, üretimle ve doğayla uyum içinde büyüyen bir ekonomi ile sağlanabilir. Bunu görmek ve bu doğrultuda hareket etmek, yönetim sorumluluğu taşıyan herkes için bir zorunluluktur.
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri, bugünün ve yarının en büyük rehberlerinden biridir. Ancak bu sözün yalnızca tekrar edilmesi değil, içselleştirilmesi gerekmektedir. Bilinçli bireyler yetiştirmek, sadece bir eğitim politikası değil, bir ülkenin geleceğini güvence altına almanın en önemli yoludur. Sorgulayan, araştıran, öğrenen nesiller yetiştirilmedikçe, bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir.
Geleceğe dair kaygılar ancak bugünden alınan doğru kararlarla giderilebilir. Kaliteli yaşam, hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet, kendiliğinden oluşmaz; bilinçli bir mücadeleyle inşa edilir. Bugünün yöneticileri ve karar alıcıları için de bu bir uyarıdır: Eğer yarına yaşanabilir bir ülke bırakılmak isteniyorsa, bugünden liyakati, bilimi ve adaleti temel alan politikalar hayata geçirilmelidir. Yoksa geçmişin hataları geleceğin yükü olmaya devam edecektir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Özgürlük ve Adalet
29.03.2025 16:58
Günlük hayatta özgür olduğumuz yanılgısına kapılmak kolaydır. Ancak özgürlük, yalnızca istediğimiz gibi konuşmak ya da bir yere gidip gelebilmek değildir. Özgürlük, bireyin kendi geleceğini şekillendirme gücüne sahip olmasıdır. Eğer alınan kararlar bireyin rızası dışında belirleniyorsa, orada tam an
Bu ülkede yaşayan insanlara ne oldu? Niçin kolay para kazanma derdini, niçin kara para aklama çalışmaları içinde yer almak? Ne oldu da insanlar üretmek yerine daha kolay yollarla kazanmayı tercih etmeye başladı. Bu ülkede ne olduğu da suçlular toplumda en iyi yaşayanlar oldu. Bu ülkede ne oldu da su
Yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizi muhakkak kullanmamız gerekmektedir. Toplumun her bireyi yaşadığı deneyimi faydaya dönüştürmek zorundadır. Bugün içinde bulunduğumuz zaman diliminde birçok problem ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu problemlerin büyük bir kısmını bireysel çözmek mümkün değildir. Bu p
Dünyadaki yakın zamandaki siyasi ve politik durumlara bakıldığında ders çıkartmamız gereken ve kesinlikle sonuna kadar var güçle çalışılması gereken temel konuyu unutmamak gerekir.
Bundan sonraki her stratejiyi kurgularken gıda üretimini, teknoloji gelişimini ve eğitim kapasitesini ön planda tutara
Bu yakınlarda sohbet ettiğim hemen hemen herkesin kafası geleceğe yönelik çok fazla. Yarınların ne getireceği konusunda neredeyse hiçbir tahminde bulunmadı ortada.
Yakın coğrafyalar ağlarda olan savaşların başlama nedenleri çok saçma olduğu gibi aynı zamanda yeni aktörlerle birlikte ne tarafa doğru
Nasıl bir zaman dilimindeyiz anlamak gerçekten mümkün değil. Neredeyse her konuda sıkışmışlığımız ortada.
Kamuya bakıyoruz, kamuda çalışmaların yürütülmesinde sıkışmışlık var,
Melis’e bakıyoruz, mecliste yasa oluştururken, iktidar ile muhalefetin ortak çalışmalarına bakarken sıkışmışlığımız ortada
Geçtiğimiz günlerde Bursa’da ticaret yapan Öncü diyebileceğimiz beş iş insanı ile sohbet ederken konu ülkenin işleyen mekanizmaları üzerine geldi.
Sohbet ettiğimiz iş insanları dahil birçok kesimin demokrasinin hiçbir şekilde işlemediğine dahil, demokrasi kavramının hiç bir yerde savunuldu olmadığı
İktidarıyla muhalefeti, hemen hemen tüm yetkililer haktan ve hukuktan bahsetmekte. Halkın refahı ve huzuru için nelerin yapılması gerektiğini halka anlatmaya çalışmakta. Ancak görevlilerinin kendisi olduğunu unuttuğu gibi aynı zamanda karar vericilerinin de kendilerini unutarak halktan, hukuktan bah
Her vatandaş anayasal haklarını sonuna kadar kullanmalıdır. Son dönemde en beğendiğim çalışmalardan biri Sosyal Güvenlik Kurumunun yerel yönetimlerden borçlarına ilişkin çalışma başlatmış olmasıdır.
Yerel yönetimler Sosyal Güvenlik Kurumuna borçlarını ödemelidir. Hatta SGK borçları bu kadar ertelen
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
GazeteBursa
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kemal UYSAL
Özgürlük ve Adalet
Günlük hayatta özgür olduğumuz yanılgısına kapılmak kolaydır. Ancak özgürlük, yalnızca istediğimiz gibi konuşmak ya da bir yere gidip gelebilmek değildir. Özgürlük, bireyin kendi geleceğini şekillendirme gücüne sahip olmasıdır. Eğer alınan kararlar bireyin rızası dışında belirleniyorsa, orada tam anlamıyla özgürlükten söz edilemez. Bunu anlamak ve değiştirmek, yöneticilerin de yurttaşların da ortak sorumluluğudur.
Bu ülkenin geleceği gençlerin elindedir, ancak bu geleceğin sağlam temellere oturması için hakların bilincinde olmak gerekir. Hak, talep edilmezse unutulmaya mahkûmdur; adalet, sadece güçlülerin çıkarına işliyorsa gerçek adalet değildir. Gençlerin sosyal medya tepkileriyle yetinmeyip hukukun üstünlüğünü savunması, adil bir düzenin inşasında hayati bir adımdır. Bugün ihmal edilen her hak, yarının güvencesizliğini doğurur.
Toplumu siyasetin gündemine hapsetmek, bireylerin yaşam kalitesini geri plana atmak demektir. Oysa bir toplumun refah seviyesi ne kadar tartıştığıyla değil, ne kadar ürettiği, geliştirdiği ve sanatla, bilimle ne kadar iç içe olduğu ile ölçülmelidir. Gerçek kalkınma, yalnızca ekonomik verilerle değil; kaliteli eğitim, temiz çevre ve özgür düşünce ortamıyla sağlanır. Kendi yaşamını iyileştirmeye odaklanan bir toplum, değişimi başlatan toplumdur. Bunun için yalnızca popüler tartışmalara değil, köklü çözümlere odaklanmak gerekir.
Adalet, yalnızca bir kavram değil, bir yaşam biçimi olmalıdır. Hukukun üstünlüğü, güçlülerin değil, toplumun tamamının güvencesi olduğunda anlam taşır. Hukukun eşit uygulanmadığı bir yerde, kaos ve güvensizlik büyür. Bu nedenle bireyler, adaleti yalnızca kendi çıkarları için değil, toplumun bütünü için talep etmelidir. Eğer bugün başkasına yapılan bir haksızlık görmezden gelinirse, yarın o haksızlık herkesin kapısını çalabilir.
Doğaya, hayvanlara ve çevreye duyarlı bir toplum inşa etmek, yalnızca vicdani bir sorumluluk değil, aynı zamanda geleceğin teminatıdır. Bir ülkenin medeniyet seviyesi, en güçsüzlerine nasıl davrandığı ile ölçülür. Eğer doğa katlediliyorsa, hayvan hakları görmezden geliniyorsa, bu sadece bir ekolojik kriz değil, insanlığın geleceğine yönelik bir tehdittir. Çevreyi korumak bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bunu görmezden gelmek, gelecek nesillere yaşanmaz bir dünya bırakmak anlamına gelir.
Türkiye, jeopolitik ve doğal kaynaklar açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin doğru kullanılması, günü kurtarmaya yönelik değil, sürdürülebilir politikalarla mümkündür. Tarım alanlarını, ormanları ve su kaynaklarını hoyratça tüketmek, uzun vadede ekonomik ve sosyal krizleri beraberinde getirir. Kalkınma, yalnızca betonla değil, bilgiyle, üretimle ve doğayla uyum içinde büyüyen bir ekonomi ile sağlanabilir. Bunu görmek ve bu doğrultuda hareket etmek, yönetim sorumluluğu taşıyan herkes için bir zorunluluktur.
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri, bugünün ve yarının en büyük rehberlerinden biridir. Ancak bu sözün yalnızca tekrar edilmesi değil, içselleştirilmesi gerekmektedir. Bilinçli bireyler yetiştirmek, sadece bir eğitim politikası değil, bir ülkenin geleceğini güvence altına almanın en önemli yoludur. Sorgulayan, araştıran, öğrenen nesiller yetiştirilmedikçe, bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir.
Geleceğe dair kaygılar ancak bugünden alınan doğru kararlarla giderilebilir. Kaliteli yaşam, hukukun üstünlüğü ve sosyal adalet, kendiliğinden oluşmaz; bilinçli bir mücadeleyle inşa edilir. Bugünün yöneticileri ve karar alıcıları için de bu bir uyarıdır: Eğer yarına yaşanabilir bir ülke bırakılmak isteniyorsa, bugünden liyakati, bilimi ve adaleti temel alan politikalar hayata geçirilmelidir. Yoksa geçmişin hataları geleceğin yükü olmaya devam edecektir.
Özgürlük ve Adalet
29.03.2025 16:58Günlük hayatta özgür olduğumuz yanılgısına kapılmak kolaydır. Ancak özgürlük, yalnızca istediğimiz gibi konuşmak ya da bir yere gidip gelebilmek değildir. Özgürlük, bireyin kendi geleceğini şekillendirme gücüne sahip olmasıdır. Eğer alınan kararlar bireyin rızası dışında belirleniyorsa, orada tam an
Kara para, kolay para…
24.03.2025 15:34Bu ülkede yaşayan insanlara ne oldu? Niçin kolay para kazanma derdini, niçin kara para aklama çalışmaları içinde yer almak? Ne oldu da insanlar üretmek yerine daha kolay yollarla kazanmayı tercih etmeye başladı. Bu ülkede ne olduğu da suçlular toplumda en iyi yaşayanlar oldu. Bu ülkede ne oldu da su
Yarınlara selam olsun
15.03.2025 14:23Yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizi muhakkak kullanmamız gerekmektedir. Toplumun her bireyi yaşadığı deneyimi faydaya dönüştürmek zorundadır. Bugün içinde bulunduğumuz zaman diliminde birçok problem ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu problemlerin büyük bir kısmını bireysel çözmek mümkün değildir. Bu p
Dünyanın sorunu
12.03.2025 10:39Dünyadaki yakın zamandaki siyasi ve politik durumlara bakıldığında ders çıkartmamız gereken ve kesinlikle sonuna kadar var güçle çalışılması gereken temel konuyu unutmamak gerekir. Bundan sonraki her stratejiyi kurgularken gıda üretimini, teknoloji gelişimini ve eğitim kapasitesini ön planda tutara
Beraber yaşamak için
03.03.2025 13:06Bu yakınlarda sohbet ettiğim hemen hemen herkesin kafası geleceğe yönelik çok fazla. Yarınların ne getireceği konusunda neredeyse hiçbir tahminde bulunmadı ortada. Yakın coğrafyalar ağlarda olan savaşların başlama nedenleri çok saçma olduğu gibi aynı zamanda yeni aktörlerle birlikte ne tarafa doğru
Sıkışmışlık
03.02.2025 12:13Nasıl bir zaman dilimindeyiz anlamak gerçekten mümkün değil. Neredeyse her konuda sıkışmışlığımız ortada. Kamuya bakıyoruz, kamuda çalışmaların yürütülmesinde sıkışmışlık var, Melis’e bakıyoruz, mecliste yasa oluştururken, iktidar ile muhalefetin ortak çalışmalarına bakarken sıkışmışlığımız ortada
Bulamadık…
25.01.2025 10:44Geçtiğimiz günlerde Bursa’da ticaret yapan Öncü diyebileceğimiz beş iş insanı ile sohbet ederken konu ülkenin işleyen mekanizmaları üzerine geldi. Sohbet ettiğimiz iş insanları dahil birçok kesimin demokrasinin hiçbir şekilde işlemediğine dahil, demokrasi kavramının hiç bir yerde savunuldu olmadığı
Diyorlar ki
20.01.2025 15:34İktidarıyla muhalefeti, hemen hemen tüm yetkililer haktan ve hukuktan bahsetmekte. Halkın refahı ve huzuru için nelerin yapılması gerektiğini halka anlatmaya çalışmakta. Ancak görevlilerinin kendisi olduğunu unuttuğu gibi aynı zamanda karar vericilerinin de kendilerini unutarak halktan, hukuktan bah
Güçlü Türkiye için
16.12.2024 13:05Her vatandaş anayasal haklarını sonuna kadar kullanmalıdır. Son dönemde en beğendiğim çalışmalardan biri Sosyal Güvenlik Kurumunun yerel yönetimlerden borçlarına ilişkin çalışma başlatmış olmasıdır. Yerel yönetimler Sosyal Güvenlik Kurumuna borçlarını ödemelidir. Hatta SGK borçları bu kadar ertelen